Kılıçdaroğlu'ndan Zarrab Dosyasını yeniden açalım çağrısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Reza Zarrab'la (Rıza Sarraf) ilgili iddialarla bulunarak, 'Dosyayı yeniden açalım' çağrısında bulundu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Kadın Kolları Genel Başkanlığı tarafından Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen "Eşitlik ve Adalet Kadın Buluşması"nda konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları:

Bugün burada Cumhuriyet tarihimizin en önemli toplantılarından birini yapıyoruz. Ankara'dan bütün dünyaya bütün kadınlara sesleniyoruz. Siyasette daha fazla olunuz. Gücünüzü gösterin ki haksızlık, hukuksuzluk yaratanlar kaçacak delik arasınlar.

Gelelim Rıza Sarraf'a. Dün hayırsever bir iş adamıydı. Devletin protokolünde yer alıyordu. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar, Rıza Sarraf, müsteşarlar, müdürler arka sırada. Havuz medyası, bu Rıza Sarraf'ı televizyona çıkardılar, arkasına Türk bayrağı koydular. Bir sahtekarın arkasına Türk bayrağını fon olarak koyan havuz medyasını şiddetle kınıyorum. A Haber'i de kınıyorum, A televizyonunu da kınıyorum. Bir de tweet atıyorlar, şeref madalyası takmalıydık. Tak bakalım, nereye takacaksın, ama ben senin boynuna neyi takacağımı çok iyi biliyorum. Sen vatan hainisin. Bir şarlatana Türk bayrağını fon olarak kullandırtamazsın. Kullandırtan adam vatan hainidir. Bununla yetinmediler, bir rüşveetçiyi, bir sahtekarı oturdular Bakanlığa getirdiler, plaketler verdiler. Dış ticarete büyük katkılar yapıyormuş diye. Rüşvet alan bakanları akladılar. Yüce Divan'a gitmesini engellediler. Kimdi bu milletvekilleri. Hakkı Köylü, Yılmaz Tunç, Kemal Şerbetçioğlu, İlknur İnceöz, İsmet Su, Bilal Uçar, Mustafa Akış, Yusuf Başer, Ayşe Türkmenoğlu. Ben bunlara demiştim ki, siz Rıza Sarraf'ın önüne yattınız demiştim, kıyamet kopmuştu. Benim haklı çıktığımı daha iyi görüyorsunuz değil mi? Sarraf'ı serbest bıraktılar. Yurt dışına çıkış yasağını da kaldırdılar. Bu nasıl devlet anlayışıdır. Bu nasıl Rıza Sarraf sevgisidir. Amerika'da gözaltına alındı, bizimkilerde bir telaş. Amerika'ya gittiler adam vermiyor. Başbakan gitti, Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı gitti, vermiyor adam. Amerikalıların da yaptığı zulüm. Sonra şeref madalyası takılacak kişiyi Amerika hapse attı. Nota verdik 2 sefer. Şimdi AK Partili kardeşlerimin vicdanına sesleniyorum. Bir sahtekar için, bir şarlatan için 2 kez nota veren hükümet Kuzey Irak'ta askerlerin başına çuval geçirildiğinde bir nota bile vermedi.

Adam sonunda konuşmaya başladı. Sarraf sahtekardır ama devletin sırlarını da para ile alan birisidir. Bakanları elde eden birisidir. Bakanları önünde diz çöktüren birisidir. 11 Ekim 2013 Rıza Sarraf ile Muammer Güler telefonda konuşurlar, Sarraf MİT beni takip ediyor diye telefo ediyor. Güler'in cevabı, "İçişleri Bakanı koltuğunda oturan adam, sen o konuda rahat olur, böyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım ya." Emniyet istihbarat buna bağlı. Bu beyefendi para ile bakanı elde etmiş. Devletin sırlarını öğreniyor, ne ile para ile. Sarraf'ın rüşvet dağıttığı kişilerden birisi de Süleyman Aslan. Buna da Erdoğan sahip çıktı. Olsa olsa saflığının kurbanı olmuştur diyor. Bir şarlatan bankanın genel müdürüne açıkça rüşvet verdi. Bu hükümetin tuttuğu avukat, New York'ta mahkemede mahkemenin genel müdür yardımcısını savunuyor. Sarraf rüşvet verdim diyor, avukat söz alıyor. Yüksek makamlara ayakkabı kutularında rüşvet yollayan Atilla değil, Zarrab'tı. Süleyman Aslan Zarrab'dan rüşvet aldı diyor. Ben Erdoğan'a soruyorum, senin gönderdiğin avukat rüşvet aldığını söyledi o genel müdürün. Sen Ziraat Bankası yönetim kurulu üyeliğine atadın.

"RIZA SARRAF'IN CASUS OLDUĞUNU ÖNCEDEN SÖYLEMİŞTİM"

Rıza Sarraf bülbül gibi ötünce bu kez casus oldu, hain oldu. Düne kadar beraberdiniz. Tıpkı FETÖ gibi. Ne istediyse verdiniz. Sarraf'a da ne istediyse verdiniz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma açtı. Devletin gizli kalması gereken bilgileri yabancı devlet lehine casusluk maksadı ile temin etiği gerekçesi ile mal varlıklarına el konulmasına karar verildi. Rıza Sarraf'ın casus olduğun ben zaten daha önceden söylemiştim. Sarraf'a bu bilgileri kim verdi? Her şeye rağmen Türkiye saygın bir devlettir. Bütün yıpranmalara karşın Türkiye'nin saygın kurumları vardır. 18 Nisan 2013'de dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önüne bilgi notu bırakılır. Konusu Rıza Sarraf'tır. Yapılan tüm sahtekarlıklar anlatılır. Ekonomik ambargoya rağmen İran'lı şahısların para transferi konusunda Reza Zarrab'ın ABD tarafından yasaklı kişi ilan edilebileceği, ABD ilişkilerin olumsuz etkilenebileceği değerlendirilmektedir diyor. Kim söylüyor? MİT. 17-25 Aralık'tan 9 ay önce söylüyor. Bu sahtekarın yaptığı dolandırıcılık, bakanlarına verdiği rüşvet senin önüne konuldu. Sen ne yaptın? Sen bu dosyayı kapattın. Zaten casus, zaten sahtekar. Bu bilgilerin tamamını senin bakanların yani senin hükümetin verdi. Senin hükümetin Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanet etti. Ben 27 Şubat 2014'te bir televizyonda söyledim. 22 Mart 2014'te yine bir başka televizyonda yine dillendirdim. O zaman savcılar kulaklarını tıkıyorlardı. Çünkü o zaman hala rüşvet dağıtıyordu. Şimdi Erdoğan diyebilir ki Rıza Sarraf beni kandırdı. Rıza Sarraf seni hiç kandırmadı. Bütün olaylardan senin ta başından beri haberin vardı. Beni kandırdı diyorsan yalan söylüyorsun. Çünkü 17-25 Aralık'tan 9 ay önce senin önüne bilgi notu konuldu. Soruşturmayı yapan savcılara sesleniyorum. Sahtekarın peşine düştünüz, biraz geç düştünüz, onu beraat ettirdiniz. İlk yapacağınız iş o soruşturmaları kapatan hakimleri savcıları atacaksınız. Ona o bilgileri veren bakanları ve hükümeti de sorgulayacaksınız. Ben bilgi vermedim, oturup konuşmadım. Her konuştuktan sonra yüzlerce dava açtı aleyhime. Açmazsanız namertsiniz dedim.

"BİNALİ YILDIRIM'A ÇAĞRI YAPIYORUM"

Bir terör örgütüne kozmik odayı açan bunlar değil miydi? Senin bakanların Rıza Sarraf'a her türlü bilgiyi verdi. Kimdi bu ülkede Başbakan? Kuş uçsa haberin vardı senin. Hesabını 2019'da sandıkta soracağız. Kadınların gücü ile soracağız.

Binali Yıldırım'a çağrı yapıyorum. Türkiye ile ilgili bir davanın Amerika'da görüşülmesi benim vicdanımı rahatsız ediyor. Madem ki savcılık bir soruşturma açtı, gel parlamentoyu harekete geçelim. Bu lekeyi biz temizleyelim. İran nasıl yaptıysa bizde aynısını yapalım. Gelin dosyayı yeniden açalım. Bu olayı Amerikan yargısı değil, biz çözelim. Kendi pisliğimizi biz temizleyelim.