Cuma Sohbetleri

İYİLİKLER KÖTÜLÜKLERİ İMHA EDER

07.12.2006 Frankfurt

Efendim bakın bugün de akşam oldu, eyvah! Allah “celle celalüh.” Ömrümüzden bir yaprak daha döküldü, bir yaprak daha döküldü, bir yaprak daha gitti. Cenab-ı Hak sonumuzu hayr eylesin. Allahü teala sonumuzu hayr eylesin inşallah.

Efendim Peygamberimiz buyuruyorlar “aleyhissalatü vesselam”, Peygamberimiz buyuruyorlar “sallallahü aleyhi ve sellem” birisi gelmiş, nasihat istemiş. Demiş ki ya Resulallah, bana n‟olur bir nasihat ver. “Kızma” buyurmuş. Allah Allah! Bir tarafına geçmiş. Demiş ya Resulallah. Bir arkadan geçmiş. Demiş ya Resulallah bana bir nasihat versen demiş. Demiş, “kızma.” Allah Allah! Bir yerden daha gelmiş. Demiş ki ya Resulallah bir nasihat ver, nolur. Demiş ki sana kızma dedim. Kızmak, o kadar. Kızma!
Şimdi Efendi hazretleri izah ediyorlar bu kızma hadis-i şerifini. Bakın efendim, ben hiç görmemiştim. Biraz evvel okudum. Efendi hazretleri buyuruyorlar ki, insan suyu ateşin üstüne koysa bu su nolur? Kaynar. Kaynarsa nolur? Taşar. İşte diyor öfke, öfke insanın kalbindeki kanı fokurdatır ve o kan bütün göz damarlarına varıncaya kadar, bütün vücuda daha süratle akmaya başlar. Daha kabararak gider. Ve insanın bütün organları diyor hiddetlenir yani yürümesi değişir, konuşması değişir. Eli ayağı titrer. Bütün diyor o öfkeden kaynaklanmışdır. Öfkeli insan, öfkeli insan şeytanın avucunun içine girermiş. Onu artık istediği şekle sokarmış. Küfre sokar, katil yapar, maktül yapar. Yapar yapar yapar yapar.

Onun için Mübarek öyle buyurmuş; “la tagdab, la tagdab, la tagdab.”

Cenab-ı Peygamber buyuruyor ki “aleyhissalatü vesselam,” (El-haya minel iman.) El-haya minel iman. Öyle mi? Yani utanmak imandandır.
Ve efendim Peygamberimiz buyuruyorlar ki “aleyhissalatü vesselam,” Adem aleyhisselamdan bana gelinceye kadar ne kadar Peygamber gelmişse, 313 binden az değil, çok olabilir, az. Kati rakam belli olmadığı için 313 bindir diyen küfre girebilir, Allah korusun. Yahut da 124 bindir diyen. Ya birisi fazlaysa? İnkar etmiş oluyor çünkü. Yahut da biri noksansa, fazla söylemiş olur. Dolayısıyla biz 313 bin civarında, yahut da 124 bin civarında deriz ama kesin şu kadar rakam demek çok tehlikelidir. Adet çünkü meçhul. Buyuruyor ki cenab-ı Peygamber “sallallahü aleyhi ve sellem,” bütün Peygamberler ama taa Adem aleyhisselamdan bana gelinceye kadar olan bütün Peygamberler ümmetlerine şu nasihatta müşterektirler. Yani her biri bu nasihatı bildirmiş. Şimdi söyleyeceğim şeyi söylemiş ama herbiri.

Ne buyurmuş abim? Utanmıyorsan istediğini yap. Eğer utanmıyorsan her işi yapabilirsin. Bu bir tehdit. Yaparsın ama sonra cezasını çok ağır çekersin. Onu hazret-i Peygamber buyuruyor ki ”sallallahü aleyhi ve sellem”, (el-haya minel iman.) Utanmak imandandır. Utanmak imandandır. Bugün yapılan bütün sıkıntılar, bütün felaketler utanma duygusu kalktığı için olmuştur.

Yine cenab-ı Peygamber buyuruyor ki “aleyhissalatü vesselam,”(Allaha ve ahiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya sussun.) Devam etmiş yine mübarek. (Allaha ve ahiret gününe iman eden komşusuna iyi baksın, komşusuna iyi davransın.) Komşusuna ikramda bulunsun. Yine buyurmuş mübarek Allaha ve ahiret gününe iman eden misafirine ikram etsin. Misafir Allahın bir nimetidir.

Mesela cenab-ı Peygambere “aleyhissalatü vesselam” diyorlar ki efendim bir kadın var. Bir ihtiyar nine var. Gece gündüz ibadet yapıyor. Hiç, hep ibadet yapıyor, hep ibadet yapıyor ama millet ondan illallah diyor. O kadar çok sıkıntı veriyor. Allah korusun abiler, verdikleri cevap şu: “gideceği yer Cehennemdir.” Tövbe.
Onun için hazret-i Peygamber buyurmuş, elinden ve dilinden emindir. Mümin kimdir ya Resulallah? Elinden ve dilinden rahat edersiniz. Ne sizi gıybet eder, ne dedikodu eder, ne sizi incitir. Ne aleyhinize laf söyler. Eliyle size zarar vermez, diliyle size zarar vermez. Kim o? Haza müslüman. Yani müslüman çok emin, çok emin. Çok güvenilen, çok sevilen, çok çok çok yemesine doyulmayan bir mübarektir. Zarar gelmez çünkü. Eğer zarar gelecek tarzda bir hareketleri varsa bunda bir sıkıntı var demektir. Ya, bir şey var. Çünkü tarif bu. Allaha ve ahiret gününe iman eden, müslümanları tarif ediyor cenab-ı Peygamber, elinden ve dilinden emin olunur. Ah! İlaçların hepsi raflarda. Kullanan erler nerde? Bunları hepimiz biliyoruz, işitiyoruz. Ama kapıdan çıkıncaya kadar. Sonra gene kendimize dönüyoruz. Evet, iyi olur inşallah. Ne diyim arkadaş.

Cuma gecesi bu gece, fırsat gecesi bu gece. Allahü teala, Allahü teala çok rahmetli, çok merhametli olduğu için böyle af günlerini, af geceleri yaratmış. Allahü teala Kur‟an-ı azimüşşanda bir ayet-i kerimede mealen buyuruyor ki, E‟uzü billah, (el hasenat yüzhibne seyyiat.) Sadakallahül azim. Allahü teala buyuruyor ki Kur‟an-ı kerimde mealen, iyilikler, iyilikler kötülükleri yok eder. Hazret-i Peygamber de buyuruyor ki “sallallahü aleyhi ve sellem” bir suç işlediniz. Bir günaha girdiniz. Bir yanlış yaptınız. Hemen arkasından bir iyilik yapın. Bir hemen bir iyilik yapın. Bu iyiliğiniz bu kötülüğü giderir.

Mesela iyiliklerin en büyüğü hangisidir? İyiliklerin en büyüğü namaz. Dolayısıyle iki namaz arasında işlenen küçük günahları namazlarla Allahü teala temizliyor. E temizlenmedi. Cuma günü var, cuma gecesi var. Haftalık günahları silip süpürüyor. Cuma günü yetmedi kandil geceleri var. Kandil geceleri yetmedi, Ramazan-ı şerif var. Bunların hepsi (el hasenat yüzhibne seyyiat.) Sadakallahül azim. Bu iyilikler kötülükleri imha eder, yok eder. İyilik etmek, efendim iyilik etmek, iyilik etmek o kadar iyi ki herkese iyilik yapabilirsin. Ama kötülük yapamazsın.

Mübarekler buyurdular ki, iyilik yaparsın yapmazsın. O senin karakterine, tabiatına bağlı. Ama kötülük asla yapamazsın. Yani kötülüğü istediğine yaparsın, istediğine yapmazsın. Hiç kimseye. Ama hiç kimseye kötülük yasak. İyilik serbest, halas. İstersen yap, istersen yapma. Yaparsan çok iyi, ama yapmazsan da niye yapmadın demezler. Onun için bana birisi geldi dedi ki, bak dedi sana bir şey söyleyeceğim. Sana demezler ki bu iyiliği niye yaptın? Ama derler ki bu yanlışı niçin yaptın. Onun için hayatında hata işlememeye, yanlış iş yapmamaya dikkat et. Otuz sene iyilik yaparsın, bir tane yanlış yaparsın, o iyiliklerin hiçbirisi anılmaz. Yav yapmaycaktın Enver bir şunu. Gelip gelip, dolaşıp dolaşıp orada düğümleniyor iş.

Onun için buyuruyor ki Efendi hazretleri suç, günah, kabahat, ceza, mutlak. Çaresi tövbe istiğfar etmek, iyilik yapmak. Ama suçun karşılığı ceza. İyiliğin karşılığı fadl-ı ilahidir. Sevab olabilir, olmayabilir de. Çünkü yaptığımız iyiliklerde işte ucub olmayacak, kibir olmayacak. O olmayacak, bu olmayacak. Dolayısıyle ibadetlerimizin, yaptığımız iyiliklerimizin kabul olma ve olmama ihtimali vardır. Birçok şartları var çünkü. Haram elbise giymeyecek, haramdan düğmesi olmayacak. Olmayacak! Olmayacak! Kabul olması için. Ama suç, ceza tartışmasız yazıldı bir tarafa. Böyle. Çünkü suç işlemekde niyet yeterli değil. Ya ben bir günah işledim ama iyi niyetle yaptım. Yemez o. Mümkün değil. Dolayısıyle abiler, Cennet elbette ki bir ibadetler, sevablar, farzlar bütün bunlar Cennete girmeye sebebdir. Ama Cennetlik olmaya değil. Peki nedir? Cennetlik olmak bir fadl-ı ilahidir. Bir lütf-i ilahidir. Ne gibi? Namaz için abdest şart mı? Yani abdestsiz namaz olur mu yav? İyi ama abdest almak mutlaka namaz kılmak için değildir ki. Belki abdestli dolaşacak, belki Kur‟an-ı kerim okuyacak. O halde ibadet Cennet için şart. Ama bu ibadetlerin mutlaka seni Cennetlik yapacak diye bir kaidesi yok. Bu hatta cenab-ı Peygamber bunu anlattıktan sonra dediler ki ya Resulallah sizde mi öyle? Tabi dedi. Ben de ihsan-ı ilahiyle, fadl-ı ilahiyle ancak Cennete girebilirim. Yoksa kim o Cennete girmeye elini kolunu sallayarak layık olabilir? O ancak Allahü tealanın ihsanıdır, lütfudur. Çünkü orası çok mümtaz bir yerdir. Çok mübarek bir yerdir. Çok kıymetli bir yerdir. Öyle elini uzattın hemen, yok öyle hikaye. Allah Allah! Allah Allah!

 Onun için Efendi hazretleri buyurmuşlar ki, şehid olarak ölmeye dua etmemek insanın münafık olarak ölmesine sebeb olabilir. Çünkü şehidler Cennetlikdir. Onda tartışma yok. Var mı? Yok. Hatta kul hakkıyla ölebilir. Allah muhafaza etsin. Ama cennetlik de olacaktır. E kul hakkıyla da Cennete giremez. Ne yapıyor? Allahü teala onun kul haklarını kendisi ödüyor. Anam! Alacaklıya diyor ki gel buraya. Senin vaziyetin kötü. Şu şu şu suçların var. Evet. Gideceğin yer belli. Ama ben bu kulum şehid oldu Allah yolunda. Ben bunu Cennete koyacağım hakkını helal edersen. Sana da şunları şunları vereceğim, seni de affedeceğim. Fena mı? Anam de! Dolayısıyle o zaten takla atıyor böyle bir lütfa kavuşmak için herhalde. Onun için cenab-ı Hakka dua etmek lazım, ya Rabbi bana şehidlik derecesi nasib et. İşte abdestli uyuyonlar, affedenler veyahut da Allah yolunda hizmet ederken ölenler, ne biliyim işte onu birçok kitablarda birçok şekilleri var. Ama insan öldürmek şu anda şehidlik değildir, tövbe! Yok öyle bir şey. Yav katil olur. Öyle zor ki abim.

Hazret-i Ali “kerremallahü vecheh,” savaşta, savaşta aldı düşmanı ayağının altına, öldürecek. O da son bir intikam diye bir balgam attı. Balgam atınca öldürmekten vazgeçti. Dedi ki ya Ali, noldu? Dedi yav biraz evvel Allah için öldürecektim ama şimdi nefsim karıştı bıçağı ya biraz fazla batırırsam katil olurum. Ve seni öldüremem herhalde dedi. Öfkelendim çünkü. Yapma dedi yav.

Tabi dedi biz keyfimiz için, efendim kızdığımız için, bilmem ganimet için bunun için savaşmıyoruz ki. Anam dedi adam ve kelime-i şehadet getirdi. İyi mi? Kurtuldu adam yav. Bir balgamlan kurtuldu.