Cuma Sohbetleri

İNSANIN KAZA VE KADERİ İCRAATIDIR

06.12.2006 Frankfurt

Buyuruyor ki cenab-ı Peygamber “aleyhissalatü vesselam,” "Anne karnındaki çocuk belirli bir aylar içersinde ettir. Fakat bir zaman gelir ki bu, dört ay daha ziyade bilinen yani 120 gün, melek gelir ve ruh getirir. Ruhu bedene teslim eder ve dört kelam eder. Ruha dört şeyi söyler. İşte insanın hayatı bu dört şeydir.
Bir, der ki senin ölünceye kadar yiyeceğin bütün rızk zerresine varıncaya kadar tayin ve tesbit edilmiştir. Endişe etme.
"
Bitti.
Ne diyor melek ruha birinci olarak?
Diyor ki senin rızkın zerresine varıncaya kadar şöyle şöyle şöyledir.
Hem de Allahü azimüşşan o rızka da ismini yazmıştır.
Sen yahut da senin şu tarihte, şu saatte, şu dakikada rızkısın.
O rızk Afrikadan gelir, Avrupadan gelir, aydan gelir. Bir yerden gelir. "Yav" dersin "Bu nerden geldi?" Sus konuşma. Rabbin gönderdi. Çünkü o rızk sana yazılmış idi. Yazılmadıysa?
Efendim diyorlar ki, efendim "açlıkdan öldü". Hayır efendim rızkı bitti.
Trafikden ölen tok mu gitti, aç mı gitti?
Diyorlar ya "Afrikada açlıkdan ölüyorlar" falan. Hikaye.
Demek ki birinci kelam neymiş, birinci meram?
Senin rızkın zerresine kadar yazılmıştır.
İki, senin ecelin yani senin nefesin herşeyin yazılmıştır.
Sen şurada, şu zamanda, şu dakikada, şu saniyede, şu şekilde hem de şu şekilde öleceksin.
O halde kendini koy ver gitsin. Nasılsa öleceksin.
Ama nerede, ne zaman, ne şekilde?
Dolayısıyle abiler, komadaki hastaları fişe takıyorlar. Efendim çeksek mi? Olur mu öyle şey yav. Adam nefes aldığı verdiği müddetçe, o sayısı bitecek ki ölsün.
Nitekim 8 sene fişde kalıp da tekrar hayata dönen var.
Ya çekilseydi fiş? Katil olurda Allah muhafaza etsin. Tövbe de!
Amma Mübarekleri sorulan şuydu, bu Hocamıza. Efendim beyin ölümü oldu. Fakat bunun karaciğerinden, böbreğinden, gözünden, kalbinden istifade etmek mümkün. Yani bir can kurtulacak. Fiş çekilir mi?
Elbette. İşte orda bir maksad var.
Mesela Anakarada o beyin ölümüne giren bir hocanın böbreğinin biri bana takıldı. Böbreğin biri başkasına takıldı. Kalbi birine takıldı. Göz korneaları birine takıldı. Karaciğer birine takıldı. Adam beş kişiye, beş kişiye Allahü teala onu sebeb kıldı. Bu olur. Anlaşıldı mı abiler?
Demek ki ecel mukadderdir. Ne ileri, ne geri. Bir saniye ne gider ne gelir. Etti iki.
Üç, melek der ki, sen hayatın boyunca şu işleri yapacaksın. Bak hepsi yazılı. İşte böyle oturacaksın, böyle bakacaksın, böyle yiyeceksin. Yani çalışacaksın, çalışmayacaksın herşeyin yazılı.
Anam de! Hepsi yazılı yav.
Eyvah, geldi dördüncü kelam. Allah bizi muhafaza etsin. O da sen Cennetliksin veya sen Cehennemliksin.
Allahü teala bizi öyle olacağımız için değil, biz olmadan evvel bütün yaşayışımızı biliyor. Kendi kararımızla, kendi düşüncemizle, kendi arzumuzla, kendi herşeyimizle yapacaklarımızı biliyor.
Yoksa O bildiği için biz öyle öyle yapmıyoruz. O biliyor bizim yapacağımızı.
Onun için hazret-i Peygamber buyuruyor ki ”sallallahü aleyhi ve sellem,” Allaha yemin ederim, kasem ederim diyor. Allaha yemin ederim. Öyle bir mümin düşünün ki, Cennete girmesine bir zira kalmış yani bu kadar. Birkaç dakika yahut da neyse bir zira. Bir kötü laf eder. Küfre girer, Cehenneme gider. Ömrü boyunca Cennetlikdir ama o sonunda yaptığı o felaket bir kelam ile ebedi Cehenneme gider. Allaha yemin ederim ki buyuruyor, ömrü boyunca günah işlemiş, isyan etmiş, küfr içinde yaşamış, 4 mel‟un olmuş. Fakat ömrünün sonunda diyor bir kelime-i şehadet getirir, bir tövbe istiğfar eder, uçarak Cennete gider.
Anam de!
Şimdi Hasan-i Basri “radıyallahü anh” var ya. Hasan-ı Basrinin “radıyallahü anh” bir komşusu vardı yahudi. Hanımı dedi ki Hasan-ı Basriye “radıyallahü anh.” Dedi ya komşu ölmek üzere. Son demlerini yaşıyor. Gene de komşuluk hakkıdır, bir uğrasan iyi olur. Gidiyor komşusuna. Komşu yatıyor. Diyor ya komşu, nolur bir kelime-i şehadet getir de sonsuz yanma. Çok hakkımız var birbirimiz üzerinde. İyi, yani komşuluğmuz iyiydi. Ama içim yanıyor ki sen bu hal üzere ölürsen sonsuz Cehennemde yanacaksın. Nolur bir kelime-i şehadet getir.
O da dedi kim istemiyor ki, ama dilim çözülmüyor, nasib olmuyor. Git Allaha yalvar. Yakar.
 Açsın benim dilimi, açsın benim gönlümü. Ben kelime-i şehadet getireyim. Fakat O nasib etmeyince ben ne yapıyım? Hasan-ı Basri, Allah Allah dedi yav bunda bir hikmet var. Gitti evine. Kapandı secdeye. O kadar yalvardı ki yani namaz kıldığı yer böyle göl oldu yav gözyaşından. Ya Rabbi şu adama hidayet ver. Hasan-ı Basri burda ağlıyor, o da orda kelime-i şehadet getiriyor bağıra bağıra. İyi mi? Gitti uçarak Cennete. Ne namaz borcu var, ne hac borcu var, ne zekat borcu var, ne haram borcu var. Hiç birşey yok. Bu bir.
Birgün cenab-ı Peygamber “aleyhissalatü vesselam” harbe gidiyordu. 80-90 yaşında bir yahudi önüne çıktı. Dedi ki kimsin, nesin, nereye gidiyorsun? Dedi cenab-ı Peygamber  ben Muhammed‟im “aleyhissalatü vesselam.” Ben Peygamberim, ahir zeman Peygamberiyim. Allah Allah diyor. Halin de fena değil diyor. Biraz daha konuşunca yav vallahi diyor benim müslüman olmak içimden geldi. Yaş 90. E söyle o zaman kelime-i şehadet. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resuluhu. Allah Allah. Peki dedi siz nereye gidiyorsunuz? Cenab-ı Peygamber buyurdu ki, biz cihada gidiyoruz, harbe gidiyoruz. Ben de gelirim. Ya burdan oraya kadar gidemezsin sen. Vallahi diyor gelirim, ölürsem de Onun yolunda ölürüm. Beni burada bırakamazsınız. Allahın Resulü cihada gidiyor. Ben burda, olmaz öyle şey diyor. Şimdi fazla ısrar da olmaz. Hadi gel o zaman diyor. O da geliyor. Fakat 10 dakika sonra harb başlıyor yani uzamıyor iş. İlk şehid de bu. İhtiyar ya. Baktı cenab-ı Peygamber, Allah Allah! Dedi ya Rabbi ne hikmetli işlerin var. Adamın da ismi Mihrik. Ve bir hadis-i şerif buyuruyor, (hayrul yahud Mihrik.) Yahudilerin gelmiş gelecek hepsinden en efdal budur. Bunun üstünde bir yahudi dünyaya gelmemiştir, gelemez. Neden? Hiç günahsız, şehid oldu gitti. Anam desene yav. Şu şansa bak birader.
Öbür tarafta Bel‟am-ı Baura isminde birisi vardı Musa aleyhisselam vardı. İki bin kişi okka kalem yanında dururdu onun nasihatlerini yazmak için. İsm-i azamı ezber biliyordu. Her ettiği dua kabul olurdu. İsm-i azamın özelliği o zaten. Geldi. Allah muhafaza etsin biraz dünyalığa meyl etti, dünyalığa meyl etti. Ve mürted gitti yav.
Tövbe! Tövbe!
5 Salebe, Salebe, hazret-i Peygamberin arkasında namaz kılmakdan alnı iz bırakmıştı. Koyun istedi. Allahü teala da ona istediği kadar koyun verdi. Fakat mürted oldu gitti. Tövbe!
O bakımdan abiler Mübarekler buyurdular ki, (insanın kaza ve kaderi icraatıdır. Ne işi yapıyorsa odur.) Onun için abiler daima iyi iş yapmaya çalışalım. Bu kaza ve kaderimizin gereğidir çünkü. Onun için Mübarekler buyurdular ki, insanların kaza ve kaderini okumak için keramet ehli olmak şart değil. Alnını aç bakalım, yok öyle şey. Arkadaş niye yapmıyorsun?