Metin ÖZER

AK PARTİ’DEN PARALEL ÖRGÜTE KIYAK ÜSTÜNE KIYAK

Metin Özer/ HABERVİTRİNİ
Son günlerde Habervitrini’ne yağmur gibi mahkeme tebligatları yağmaya başladı.
Yurdun her köşesinden bir mahkeme kararı geliyor.
Gelen kararların önemli bir kısmı, yayınladığımız haberlere yayın yasağı getirildiği ile ilgili.
Tahmin edeceğiniz gibi bu haberler, Paralel Örgüt ile ilgili.
Gelen kararları okuyunca inanın ağzım açık kalıyor.
İşte bir örnek;
Karar Uşak’tan..
Devletin istihbarat birimlerince hazırlanmış ve ortaya çıkarılmış olan Paralel Devlet Yapılanması adlı örgütün, il imamlarını gösteren şemayı yayınlamıştık.
İmam mahkemeye başvurmuş;
-Bu haberde beni İl imamı olarak göstermişler. Ben öğretmenim. İmamlık ile ilgim yok. Bu haberde kişilik haklarıma ağır saldırıda bulunulmuştur. Bununla da kalmayıp halkı kin ve öfkeye sevk edip isyan çıkarma amacı vardır.
Bu dilekçeyi alan hakim; bizim bilgimizi ve ifademizi bile almadan, hatta bize fikrimizi bile sormadan karar vermiş.
Gereği düşünüldü;Adı geçen haber incelendiğinde şikayetçi için, ‘İmam’ denilerek aşağılanmış. Haberin halkı tahrik edici ve isyana teşvik edici nitelikte olduğu görülmüş, bütün bu nedenler ile haberin derhal yayından kaldırılmasına...
Biz bu olaydan sonuç kısmı, yani erişimin engellenmesi kararı elimize ulaştığında haberdar olduk.
Böylece birine, “İmam” demenin de suç olduğunu anlamıştık olduk.
Siz siz olun mahallenizdeki caminin imamlarına, “İmam Efendi” demeyin.
En iyisi, “Hocaefendi” deyin ki, başınız belaya girmesin.
Malum, Pensilvanya’daki vaaza ‘Hocaefendi” diyorlar.
Herhalde bu kelimeye de yasak getirtmezler.
Olayın vehametini bilmem anlayabildiniz mi ?
Devletin hakimi; devletin istihbarat birimlerince hazırlanan, devleti çökertme amacındaki örgütün şemasını yasadışı buluyor.
Aman Allah’ım.
Gaflete bak.
Neyse devam edeyim.
Başka bir tebligat.
Başka bir hakimden.
İzinsiz dinlemeler nedeni ile gözaltına alınan, daha sonra görevden alınan bir polis ile ilgili..
Polis memuru mahkemeye başvurmuş;
-Habervitrini isimli sitede benim görevden alındığıma yönelik bir haber yapılmış. Bu haber beni aşağılayıcı ve kişilik haklarıma ağır saldırı niteliğindedir. Bu habere erişimin engellenmesini talep ederim.
Dilekçeyi alan hakim yine bizim savunmamızı almadan basmış kararı;
Şikayetçinin başvurusuna neden olan haber incelendiğinde, kişilik haklarına ağır saldırı olduğu görülmüştür. Habere erişimin engellenmesi kararı verilmiştir
Allah aşkına hale bakın.
Merak ettim haberi açtım baktım.
Haber ajanstan geçmiş.
Kısa bir haber.
İçerisinde tek kelime itham veya suçlama yok.
İşin komik yanı, haber Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan bir duyuru.
Duyuruda, görevden alınan polislerin adları var.
Ayrıntı bile yok.
Rezalete bakın.
Artık bir kişinin görevden alındığını duyurmak da suç oldu.
Bu nasıl hakimliktir?
Bu nasıl karardır?
Adam görevden alınmış mı?
Alınmış.

Ama hakim efendi bununla ilgili değil.
Bir örnek daha..
Başbakan’ı dinlemekten sorgulanıp tutuklanan bir polis memuru hakkında casusluktan dava açıldı.
Biz de bu davayı haber yaptık.
Halen tutuklu bulunan bu adam mahkemeye başvurmuş.
Şahsımla ilgili casusluk iddiasında bulunulmuştur. Bu haber kişilik haklarıma saldırıdır. Haberin yayından kaldırılmasını talep ederim
Casusluk suçlamasında bulunan kim?
Devletin Cumhuriyet Savcısı.
Ciddi görülen bu suçlama nedeni ile o kişinin tutuklama kararını veren kim?
Devletin hakimi.
Bizim ile ilgisi ne?
Hiç.
İşte, olay hiç de öyle değil.
Başvuruyu alan hakim, yıldırım hızı ile kararı çıkartmış.
Yapılan incelemede, şikayetçinin haklı olduğu görülmüş. Bu haberde kişilik haklarına ağır saldırı tespit edilmiş. Bu neden ile habere erişimin engellenmesine...
Yav Allah’tan kork Hakim Bey.
İddiada bulunan biz değiliz ki...
İddia sahibi, devletin Cumhuriyet Savcısı, polisi tutuklayan devletin hakimi.
Gel de laf anlat.
Savunman bile istenmiyor.
Emin olun elimde yüze yakın bu türden tebligat var.
Tamamına erişimin engellenmesi kararı verilmiş.
İçlerinde tek bir tane bile, rakamla yazıyorum 1 tane bile reddedilmiş bir başvuru yok.
Niye yok?
Çünkü kararlar tek yanlı veriliyor.
Yani karar suçlayanın başvurusuna göre veriliyor.
Suçlananın ifadesi bile alınmıyor.
Hatta haberi bile olmuyor.
Adaletin temeli savunma hakkıdır.
Savunma olmadan karar verilen dünyadaki tek ülke sanırım biz olduk.

Kimse CHP’ye MHP’ye kızmasın.
AK Parti’nin çıkardığı yasa maalesef bu.
Anlayacağınız AK Parti’nin çıkardığı yasa, Paralel Örgüte ilaç gibi geldi.
Artık internet üzerinde paralel örgüt ile ilgili hiçbir haber kalmadı.

Hepsine teker teker yayın yasağı getirttiler.
AK Parti sağolsun.
Üşenmedim, biraz araştırma yaptım.
AK Parti veya hükümetin yayın yasağı getirttiği haberler de var mı?” diye.
Emin olun hepsi olduğu gibi duruyor.
Eleştiri bir yana; içerisinde küfür, hakaret ve ağır itham olan haberlere erişim açık.
Yani AK Parti bunlara bir başvuruda bulunmamış.
Tam bir ahmak dost, akıllı düşman durumuyla karşı karşıyayız.
Allah aşkına böyle mücadele yapılır mı?
İşte Paralel Örgüt ile mücadele böyle bir zeminde yapılıyor.
Daha doğrusu yapılıyor gözüküyor.
Sonuç; sıfıra sıfır, elde var sıfır.
Şimdi daha da vahimine geleyim.
Siniriniz yerinden oynamasın sakın.
AK Parti Meclis’e yeni bir torba yasa sundu.
Torba yasanın içerisinde bu yasa teklifi var.
Bu kez içeriğin engellenmesinin 24 saatte değil, 4 saatte yerine getirilmesi isteniyor.
İnanın böyle.
Vallahi de billahi de böyle.
İnanmayan Meclis’teki yasaya baksın.
Hükümet; erişim engelinin 24 saatte değil 4 saatte yapılması şartı getiriyor.
Bu yasa halen TBMM’de görüşme halinde.
Anlaşılan Paralel örgüt, 24 saati bile uzun bulmuş.
Onun için süreyi 4 saatte indirtiyor.
Hem de AK Parti’ye.
Yav böyle şey olur mu?
Hükümetin birinci kıyağı yetmemiş, şimdi ikincisini yaptırıyorlar.

Yani biz bunun altında paralel örgüt aramayalım mı?
Çıkardığın yasa sana yaramıyor paralel örgüte yarıyorsa, biz ne düşünelim?
İşte böyle.
Ankara’da Paralel Örgüt ile mücadele böyle sürdürülüyor.
Yasayı AK Parti çıkartıyor.
Kaymağını Paralel Örgüt yiyor.
Bulaşığını biz yıkıyoruz.
Allah sonumuzu hayır eylesin.

METİN ÖZER/ HABERVİTRİNİ